| |
Can PAÇACI
Avokado: B6 vitamini deposudur. Kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Tok tutan avokadoyu kendinizi aç hissettiğiniz zamanlarda yiyebilirsiniz.
Çavdar Ekmeği: Yapılan diyetlerin hepsinde kepek ekmeğinden bahsedilse de aslında çavdar ekmeğinin tok tutan etkisi yadsınamaz. Hatta beyaz buğday ekmeğine göre yüzde 50 oranında daha fazla doyma hissi verir.
Dil Peyniri: Gün içerisinde açlık hissettiğinizde atıştırabileceğiniz faydalı bir gıda olmasının yanında proteinli yapısından dolayı tok tutma özelliğine de sahiptir.
Böğürtlen: Kendinizi aç hissettiğinizde bir kase yoğurdun içine karıştıracağınız böğürtlen sizi bir süre tok tutar. Böğürtlen çok fazla antioksidan içerir, bu nedenle de yararlıdırlar.
Sardalya: Protein deposudur. Kan şekeri seviyesinin dengelenmesini sağlar. Bu sayede tokluk hissi verir. Ayrıca metabolizmanın harekete geçmesini sağlar.
Elma: Yapılan diyetlerde ara öğün olarak elma tavsiye edilir bunun nedeni ise tok tutucu özelliğinin olmasıdır. Kalorisi az olan elmayı acıktığınızda yerseniz bir süre daha tok hissedersiniz.
Kepekli Makarna: Günlük gıda tüketiminde önemli bir yere sahip olan lifli besinlerdendir. Bu besinler yendikten sonra hacimlerinin yüzde 20?si kadar genişleme özelliğine sahip oldukları için tokluk hissi verirler.
Esmer Pirinç: Kan şekerini dengede tutarak açlık hissinin önüne geçen karbonhidratların başında gelen esmer pirinç, uzun süre acıkmamanızı sağlar. Bu nedenle yemeklerinizde esmer pirince yer verin.
Yulaf Ezmesi: Tokluk ve şişkinlik hissi veren besinlerin başında gelir. Fakat yulaf ezmesini süt ile değil su ile yapmakta fayda vardır. Sütle yapıldığında ise sütü tercih edin.
Badem: Günde iki avuç düzenli olarak yenecek bademin, tokluk hissi vererek obeziteye karşı müzadelede yararlı olduğu yapılan araştırmalar ile kanıtlanmış bir gerçek.
Brokoli: Brokolide vücuttaki insulin dengesini koruyan krom bulunur. Kan şekerinin düşmesini engelleyen krom sayesinde açlık hissetmezsiniz.
Yumurta: Çok pişmiş yumurta da tok tutan yiyecekler arasındadır. Hazırlanması kolay olan yumurta protein açısından da zengindir. Protein sizi tok tuttuğu için kolay kolay acıkmazsınız.
Donmuş Yoğurt: Dondurma isteğinizi donmuş yoğurt yiyerek karşılayabilirsiniz. Meyveli donmuş yoğurt yediğinizde hem karnınızı tok tuttuğunu hissedecek, hem de fazla kalori almamış olacaksınız.
Sebze Çorbası: Çorba, atıştırmak için ideal olmasa da az kalorisi ve tok tutan etkisi ile idealdir. Acıktığınızda bir kase çorba açlığınızı bastırır.
Çilek: Canınız çok fazla tatlı istediğinde bir kap dolusu çilek yiyebilirsiniz. Çileklerin üzerine bir tatlı kaşığı pudra şekeri de dökerseniz tatlı yemiş kadar olursunuz. Ayrıca çilek tok hissetmenizi sağlar.
Balık: Balıkta bulunan iyot, tiroit hormonlarının yapımı için gereklidir ve açlık duygusunun gelişmesini engeller.
Ihlamur: Yemek saatine yakın içilen ıhlamurun, hastalıklara faydasının yanı sıra iştahı kapatan etkisi de var.
Ambalajı kontrol edin. Donmuş besinler katı, soğutucudaki besinler soğuk olmalıdır. Donmuş besinler çözülme belirtileri göstermemelidir. Ambalajda delik, yırtık veya açık köşeler olmamalıdır, güvenlik kapaklarının ve düğmelerinin mutlaka kontrol edilmesi gerekir.
Balık Satın Alırken:
Beslenme açısından yararları nedeniyle deniz ürünlerine ilgi gittikçe artmaktadır. İyi bir protein kaynağı olmalarının yanı sıra deniz ürünlerinin yağ içeriği özellikle doymuş yağlar açısından düşüktür. Ve balık omega – 3 yağ asitleriyle sağlık açısından önemli yararlar sunar. Satın almadan önce balık tezgahını kontrol edin. Sokak satıcılarından balık almayın. Bütün balıkları (yüzgeçli veya kabuklu) koklayın. Kuvvetli balığımsı koku taze olmadığının bir işaretidir.
Sebze Alırken
Bamya: Koyu yeşil renkli ve lekesiz olmalıdır.
Bezelye: Dolgun, parlak yeşil kabuklu ve körpe, iyi gelişmiş tohumlu olmalı.
Biber: Yumuşak, benekli ve berelilerden sakının.
Domates: Düzgün, iyi şekillenmiş ve sert (çok sert değil) olmalı.
Yeşil Yapraklı Sebzeler: Taze, yumuşak, lekesiz yapraklı olmalı, kalın damarlı yapraklı demetlerden sakının. Rengi kendini ele verir.
Et Satın Alırken: Yağları iyi ayrılmış eti satın alın. Etin rengi tazeliğini gösterir. Sığır eti tipik olarak parlak kırmızı renktir. Genç dana eti grimsi pembedir. Daha yaşlı dana eti koyu pembedir. Kuzu etinin rengi nasıl beslendiğine bağlı olarak açık pembeden koyu pembeye kadar değişebilir. Ekonomik olmalarının yanı sıra tavuk ve hindi etleri yüksek protein içerir ve genellikle yağsızdır. Çoğunlukla kümes hayvanlarının yağsız çeşitlerini seçin (hindi ve tavuk gibi). Yağ tüketiminizi azaltmak için derisiz beyaz et alın, Sağlığınız için üzerinde son kullanma tarihi bulunan bütün tavuk tercih edilmeli. Böylece maddi anlamda da tasarruf sağlarsınız.
Yumurta Satın Alırken: Almadan önce yumurtaların kartonlarını açın. Temiz ve tam olan kolileri seçin. Kırılmış olanı almayın. Oda sıcaklığında değil buzdolabında saklanmış olan yumurtaları alın.
Meyve Satın Alırken:
Elma: Çürük ya da çürük noktaları olanlardan sakının.
Erik: Çatlamış veya buruşuk kabuklardan sakının.
Kiraz-Vişne: Fazlaca yumuşak veya kurumuş veya koyu sapları olanlardan sakının.
Limon: Genellikle pürtüklü yapılı limonlar daha kalın kabukludur ve ince kabuklulardan daha az suludur. Muz: Lekelenmiş ve çürümüş kabuklulardan sakının.
Portakal: Yumuşaklık veya ucunda beyazımsı küf hissi tehlikelidir.
Lazer epilasyon uygulamasının güvenilirliği ve tesiri, Amerikan gıda ve ilaç dairesi FDA (Food and Drug Association) tarafından 1997 yılında onaylanmıştır.
Lazer, kabaca tek dalga boyunda yoğunlaştırılmış ışık demektir. Belirli dalga boylarındaki lazer ışınları koyu renkli maddeler tarafından tutulmak suretiyle enerjilerini bu maddelere aktararak ısı enerjisine dönüşürler.Bu özellikten yararlanarak lazer ışığı tıpta 40 yıldır çeşitli alanlarda kullanılmaktadır. Lazer epilasyonda prensip, kıl folikülünde yerleşmiş bulunan melanin adı verilen renk maddesinin lazer ışığı tarafından tutularak ısıya dönüşmesini sağlamak daha sonra da ortaya çıkan bu ısı enerjisi ile kıl folikülünü tahrip etmektir. (Bu sırada ortaya çıkan ısı kıl kökü hücresini tahrip eder. Tüylerdeki melanin cilttekine göre daha konsantredir. Bu da cildin zarar görmesini önler. )
nbsp;
Lazer Epilasyonun Avantajları
nbsp;
- Hastaların çoğunda kalıcı veya uzun dönemli epilasyon sağlar
- Tekniğine uygun yapılırsa güvenilir bir yöntemdir
- Bacak, sırt gibi geniş alanlarda uygulama olanağı sağlar
- Göreceli olarak daha az ağrılı bir yöntemdir,hastaların çoğu tedaviye rahatlıkla uyum sağlar
- Tekrar büyüme olsa bile oluşacak tüyler zayıf açık renkli kozmetik önemi zayıf tüyler şeklindedir
- Hızlı bir yöntemdir 4-5 saatte vucuttaki tüm tüyler temizlenebilir
- Cilt üzerine toksik yada allerjik bir yan etkisi yoktur,cildi tahriş etmez, kalıcı yara izi bırakmaz,kanserojen olduğunu gösteren herhangi bir kanıt yoktur .
- Batık kılların ve kıl dönmelerinin en öenemli tedavi yöntemidir.
- Cilt enfeksiyonu ve bulaşıcı hastalık riski yoktur.
nbsp;
Lazer Epilasyonun Dezavantajları ve Yan Etkileri
nbsp;
- Klinik yanıt her hastada aynı şekilde olmadığından görüşme yapılarak kıl yapısı değerlendirilmeden kesin bir başarı oranı verilememektedir
- Nüks oranları tam olarak bilinmemektedir, her hastada farklı nüks oranı söz konusudur.Tedaviye en iyi yanıt acık renkli ten,koyu renkli kıl profiline sahip kişilerde gerçekleşmekle birlikte nüks oranı hakkında önceden tahmin yapmak imkansızdır.
- Beyaz-gri, kızıl ve sarı renk kıllara genellikle etkinlik göstermez
- Bronzlaşmıs ciltlere lazer epilasyon yapılamaz, rengin açılmasını beklemek gereklidir.
- Tekniğine uygun ve işin uzmanı olmayan kişilerce yapılan lazer epilasyon tedavileri sırasında yanık, yara, deride renk değişiklikleri görülebilir. Bunların çoğu geçici yan etkiler olmakla birlikte kalıcı ve tıbbı tedavi gerektirecek kadar ciddi de olabilir.
- Gözlere zararlıdır, özel koruyucu gözlük takılması zorunludur.
- Elde tersine yeterli kanıt olmamasına karşın gebelerde kullanılması önerilmez,
- Herpesli (uçuk hastalığı) bölgelerde, sedef hastalığı olanlarda, prekanseroz cilt lezyonu olanlarda, cilt enfeksiyonlarında lazer epilasyon yapılamaz.
- Lazer epilasyonun seans başına birim maliyeti yüksektir, toplam tedavi maliyeti düşünüldüğünde ise elektroliz epilasyondan daha pahalı değildir
Makyaj hemen hemen her kadının başvurduğu güzellik yöntemlerinden en basiti ve en çok tercih edilenidir.Peki bizim için bu kadar önemli olan makyajı doğru yapabiliyor muyuz? Gerekli malzemeleri doğru seçip yüzümüze uygun biçimde uygulayabiliyor muyuz? İşte bunların cevaplarını bulamayan hanımlar için makyajın inceliklerini burda anlatmak istiyorum.
Günlük hayatta kullandığımız başlıca malzemeler; fondöten, allık, rimel , göz kalemi, far ,pudra ve vazgeçilmezimiz ruj?
Fondöten kusursuz bir yüz görünümü için en önemli makyaj malzemesidir.Kendi cildimize ve cilt rengimize uygun fondöten seçimiyle kusursuz bir cilde sahip olmasakta bunu öyleymiş gibi gösterebiliriz;)
Fondötenden sonra uygulamamız gereken bir diğer önemli makyaj malzemeside pudradır.Pudra ciltteki parlamayı önler ve mat bir görünüm olmasını sağlar.Yalnız dikkat edilmesi gereken şey yazın ve kışın farklı pudra tonu kullanmamızdır.Çünkü yazın tenimizde bir bronzlaşma olacağı için kışın kullandığımız pudranın bir veya iki ton açığını kullanmamız cildimizde daha hoş bir görünüm sağlayacaktır.
Far seçimini toz farlardan yana kullanmamız lehimizedir.Çünkü toz far daha kullanışlıdır ve görünümü iki kat daha parlak ve etkin gösterir.Far seçimimizi göz rengimize, giydiğimiz kıyafete göre belirlersek sürülen far daha belirgin olacak ve daha hoş bir görünüm sağlayacaktır.
Göz kalemi gözü büyük yada küçük göstermek,gözü belirginleştirmek için kullanılan bir makyaj ürünüdür. Farımıza ve göz rengimize uyun kalem seçmemiz makyajı daha alımlı ve hoş yapacaktır.
Allık da makyajın vazgeçilmez unsurlarından biridir.Allık kullanarak yüzümüzdeki görünümü değiştirebilir kusurları kapatabiliriz.Allık fırçasının uzun ve yumuşak tüylü olması uygulamada kolaylık sağlar.
Rimel gözleri iri göstermek için kullanılır.Kirpikleri kısa, uzun ,hacimli ve hacimsiz olanlar için özel rimel çeşitleri mevcuttur ve rimel alırken kirpik yapımıza dikkat ederek satın almalıyız.Kirpiğimizi beslemek için ise şeffaf rimelleri tercih etmeliyiz.
Ruj bir kadının yüzünü belirginleştiren en önemli makyaj malzemesidir.Dudağın şekline göre dudak kalemleriyle dudağa şekil verdikten sonra kullanılan kalemin bir ton koyusunu yada şeffaf parlatıcıları çizilen çerçevenin içine uygulayınız.
Makyaj konusunda bir kaç ipucu vermek istiyorum.Örneğin yuvarlak bir yüze sahipseniz yüzünüzü daha ince göstermek için allığınızı elmacık kemiğinin altından şakaklara doğru sürmelisiniz.Yüzününüz köşeli ise elmacık kemiğinin üzerine ve çene çizgisine sürülen allık yüzde daha yumuşak bir görünüm sağlar.
LAZER EPİLASYON NEDİR?
Laser Epilasyon istenmeyen tüylerden kurtulmanın en hızlı ve en sağlıklı yoludur. Epilasyonda kullanılan laser ışığının dalga boyu melanin pigmenti tarafından emilme özelliğine sahiptir. Soğutma sistemli laser tekniği ile lazer ısısı cilde zarar vermeden doğrudan kıl kökünü yok eden ısıya dönüşür.
Bir daha tüylerinizi almak zorunda olmayacağınızı, cımbız veya ağda kullanmayacağınızı veya iğneli epilasyonun acısına veya diğer problemlerine katlanmayacağınızı düşünün. istenmeyen tüylerinize elveda deyin, sonsuza kadar…
LAZER GÜVENLİ MİDİR?
Tıpta 40 yılı askın bir süredir kullanılan lazer bugün, göz ameliyatlarından diş dolgusuna kadar çeşitli alanlarda en etkili tedavi seçeneğini oluşturmaktadır. Doğru vakalarda, doğru dozajla kullanılan lazer son derece güvenli olup bugüne kadar birikici etkisine rastlanılmamıştır. FDA onaylı bu cihazlar ABD’den ingiltere’ye, Hollanda’dan Avustralya’ya kadar, çeşitli gelişmiş ülkelerde kullanılmaktadır.
LAZER NASIL EPİLASYON YAPAR?
Milisaniyelik atışlarla cilde uygulanan lazer ışığı, seçici olarak kıl kökünde yoğunlaşıp 1 saniye süreyle büyük bir ısı oluşturur. Çevre dokuya hiçbir zarar vermeden sadece kökün kendisini, besleyici damarlarını ve yeniden çıkmak üzere bekleyen, üreme özelliğine sahip çekirdek hücrelerini tahrip eder. Böylece, birbirini izleyen birkaç seans sonunda uygulama bölgesi tüylerden arındırılmış olur.
LAZERİN GELENEKSEL YÖNTEMLERE ÜSTÜNLÜĞÜ NEDİR?
Öncelikle, etkisi (sonucu) açısından, başka bir yöntemle kıyaslanamayacak kadar güçlü olduğu, tüm dünyada milyonlara varan sayıda uygulama ile kanıtlanmıştır. Acısızdır. Uygulama sırasında, en hassas kişilerce bile ancak küçük bir fiske vurusu gibi algılanabilir. Çok kısa sürede, büyük alanlarda çalışma yapılabilir. Örneğin, dudak üstü 2-3 dakika, her iki koltuk altı 10- 15 dakikada temizlenir. Hiçbir özel bakım gerektirmez. Önce veya sonra banyo, makyaj, parfüm vs. uygulanabilir.
LASER EPİLASYON KİMLERE UYGULANABİLİR?
Gözleri direkt ışıktan özel gözlülerle koruma şartı ile tüm vücut bölgelerindeki tüylere uygulanabilir.
SEANS ARALIKLARI NASIL OLMALIDIR?
Seans araları bölgeye göre 4 ila 8 hafta arasında değişir.
HER TEDAVİ SÜRESİ NE KADARDIR?
Kullanılan cihazların özelliklerine göre değişmekle beraber çok hızlı çalışma özelliklerine sahip cihazlarla yüz 5 – 6 dakikada, bıyık l – 2 dakikada, bacaklar l saat gibi denilebilir.
TEDAVİ SIRASINDA AĞRI HİSSEDİLİR Mİ?
Hayır, hissedilmez. Yalnız soğutucu gazın ve lazer ışığının çarpmasını cildinizde bir lastik çarpması gibi hissedebilirsiniz.
YAZ AYLARINDA LAZER EPİLASYON DÜŞÜNÜLDÜĞÜNDE NE YAPILMASI GEREKİR?
Sahip olduğumuz lazerlerle yazın bile rahatlıkla lazer epilasyon yapabiliriz.
Eğer yazın tatile gitmeden 1-2 gün önce lazer yaptırırsanız 1-2 ay boyunca tüyleriniz çıkmaz hem yazın rahat edersiniz hemde döndüğünüzde diğer seansınızı yaptırabilirsiniz.
Lazer seansı sonrası güneş koruyucu kullanıldığı takdirde yazın yapılmasının hiçbir sakıncası yoktur.
TEDAVİ SONRASINDA İZ KALIR MI?
Tedavi sonrasında 5-10 dakika bazen yarım saat süren kızarıklık olabilir. Bu geçicidir. Soğutma sistemi olmayan lazerlerde, ışığın cildin üst tabakası olan epidermisteki melanin pigmentinden de emilmesinden dolayı ciltte yanık ve sonrasında leke kalma riski her zaman mevcuttur. Soğutma sistemli lazerde cildin ısınmasına fırsat verilmemekte böylece yanık riski ortadan kalkmaktadır.
LAZER EPİLASYONA DAİR YANLIŞ VE DOĞRULAR
Beş yıldır Lazer epilasyon ile ilgileniyorum. Yurtdışında ve yurtiçinde bir çok lazer epilasyon kliniğini ziyaret ettim ve bu konuyla ilgili birçok bilimsel organizasyona katıldım, iki yıldırda kendi kliniğimde lazer epilasyon uygulaması yapılıyor. Sizlerle şu gerçekleri paylaşmak istiyorum.
* Her Lazer Epilasyon uygulaması sonrası ciltte kızarıklıklar ve yanıklar oluşabilir-Yanlış
* Lazer Epilasyon’da iyi bir cihaz ve iyi bir teknik kullanılıyorsa ciltte yanık ve kızarıklık oluşması söz konusu değildir-Doğru
* Her Lazer Epilasyon uygulamasında ağrı ve acı hissedillr-Yanlış
* Tedavi sırasında yalnız soğutucu gazın ve lazer ışığının çarpması bir lastik çarpması gibi hissedilir-Doğru
* Lazer Epilasyon herkes tarafından ve herhangi bir ön tetkik yapılmadan uygulanabilir-Yanlış
* Lazer Epliasyon mutlaka bir uzman tarafından yapılmalı ve en iyi sonuç için uygulama öncesi kişinin görülüp değerlendirilmesi gereklidir
· Kilonuzu koruyun. Günde 1500 kalori alın.
· Çok hareket edin, örneğin jogging yapın, bisiklete binin, yüzün, jimnastik yapın.
· Ayrıca vitamin ve mineral alın. A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştirir, magnezyum metabolizmayı harekete geçirir, fosfor ve silisyum dokuları kuvvetlendirir.
· Vücudun fazla suyunu atması için beyaz ve kırmızı turp, maydanoz, kereviz, çilek ve pilav yiyin.
· Tuz, şeker, alkol, sigara, koyu çay, kahve, çikolata, kızartma ve undan uzak durun.
· Derinin kanla beslenmesini teşvik edin. Örneğin masaj eldiveni ile kendi kendinize yapacağınız masajla, bir sıcak, bir soğuk duşu sorunlu yerlere tutun. Saunanın da yararı vardır.
SELÜLİT BİR HASTALIK MIDIR?
Evet, selülit bir hastalıktır. Tıptaki adı Hidrolipodistrofidir.
SELÜLİT TEŞHİSİNİ KENDİMİZ KOYABİLİR MİYİZ?
Evet. Cilt iki parmak arasında kıstırıldığında, cildin dış tabakasında girinti ve çıkıntılar meydana gelir ki tıpta buna portakal kabuğu görünümü denir.
SELÜLİT KADINLARDA HANGİ BÖLGELERE YERLEŞİR?
Uyluğun üst kısmı, dizin ve bileğin iç kısımları, kaba et ve baldırların arkası ve üst bacaklara genelde süvari pantolonu şeklinde yerleşir.
SELÜLİT REJİMLE GEÇER Mİ?
Hayır, selülit tüm zayıflama rejimlerine karşı dirençlidir. Özel bir tedavi gerektirir, kendi kendine geçmez.
SELÜLİT NELERDEN OLUŞUR?
Selülit üç elemandan oluşur: 1-Dayanıklı hale gelmiş bölmeli bir konjonktif doku. 2-Su molekülleri ve tuz molekülleri. 3-Konjonktif doku içine hapsolmuş yağ hücreleri birikintileri. Bu bölgesel yağ birikimi, cildin hareketliliğinin azalması ve kalınlığının artmasıyla kendini gösterir. Elle dokunulduğunda cilt pütürlü, sertleşmiş ve muntazam olmayan bir görüntü verir.
SELÜLİT AĞRILI MIDIR?
Evet, selülit ağrılı olabilir. Ağrının şiddeti selülitin sinir liflerinin üzerine yapmış olduğu basınç derecesiyle orantılıdır.
ZAYIF KADINLARDA SELÜLİT OLUR MU?
Evet, selülit zayıf hatta sıska kadınlarda bile görülebilir.
SELÜLİTİN NEDENLERİ NEDİR?
1-Hormonal nedenler: Hiper folikülin, yani kadınlarda yumurtalardan salgılanan folikülin hormonunun artışı. Bu hormon, dokularda su tutma özelliği nedeniyle selülite zemin hazırlar.
2-Soya çekim: Anne selülitli ise çocuğunda da selülit görülebilir.
3-Dolaşım bozukluğu (damar yetmezliği): Selülit ve damar yetmezliği birbirine paralel gider. Yani selülit damar yollarında oluşur ve damarları sarar, sıkar. Bu durum kan dolaşımını daha da zorlaştırır ve varisler meydana gelir. Bu da damar yetmezliği, selülit, varis, daha ileri derecede damar yetmezliği olarak gittikçe ciddi boyutlara varır.
SELÜLİTİN OLUŞMASINDA DİĞER NEDENLER NELERDİR?
Kabızlık, hipotiroid, doğum kontrol hapı kullanımı, karaciğerin kötü fonksiyonu ve sinirsel düzensizlik.
KAÇ AŞAMADA GELİŞİR?
Selülit üç aşamada gelişir. Birinci aşaması dolaşım bozukluğudur, damarlardan çıkan su dokulara dolar. Dokular acılı ve duyarlıdırlar. Ödemli denilen bu devrede başarılı bir şekilde tedavi yapılabilir. Bu devrede tedavi yöntemi mezoterapidir. İkinci aşamada, ödem daha da fazlalaşır. Bu aşamada selüliti buradan atmak oldukça güç olmasına karşın, tıpta mezoterapi ile başarılı bir tedavi mümkündür. Üçüncü aşamada, bu dokularda biriken yağ, su ve tuz molekülleri organizma tarafından kullanılamaz ve selülit yerleşir.
SELÜLİTTE NASIL BİR BESLENME REJİMİ UYGULANMALIDIR?
Rejim, su açısından zengin, tuz açısından zayıf olmalıdır. Selülit tedavisinde tuzu asgari düzeye indirmek gerekir. Balık, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanı ve yumurta yenilerek protein açısından zengin bir beslenme uygulanır. Proteinlerin ödemi önleyici ve iştah artırıcı bir rolü vardır. Şekerlemeler, hamur işleri, bakliyat kaldırılmalı, alkolden uzak durulmalıdır. Zira alkol kanda yağa dönüşür ve vücutta birikir.
SELÜLİT HANGİ YÖNTEMLERLE TEŞHİS EDİLİR?
Termografi, ekografi ve manyetik rezonans.
SELÜLİTTE UYGULANAN MEZOTERAPİ YÖNTEMLERİNDE HEDEFLENEN AMAÇ NEDİR?
Tedavinin asıl amacı selüliti oluşturan süreci tersine çevirmek ve yağ hücreleri düzeyinde lipolizi tekrar harekete geçirmektir. Yani, birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.
LİPOLİZ NEDİR?
Yağ hücrelerinin boşluğunda depolanan yağların kimyasal olarak parçalanması ve eritilmesi, enerji olarak vücuda verilmesi olayıdır.
KİŞİ SELÜLİTLİ Mİ DOĞAR?
Hayır, kişi selülitli doğmaz. Ne bebek, ne de çocuklarda selülit vardır. Selülit gerçek olarak erişkinlik döneminde ortaya çıkar. Ancak selülitte kalıtımın önemli rolü vardır. Kalıtımın kesin surette etkili olabilmesi için, hem anne hem de babada yağ fazlalığına ilişkin sorunların bulunması gerekir. Bu durumda kişinin, ilk ergenlik belirtilerinden itibaren ve daha sonra da yaşamının değişik evrelerinde, örneğin gebelik ve menopoz gibi hormonal açıdan çok önemli zamanlarda da izlenmesi gerekir.
HAMİLELİK SELÜLİTE UYGUN ORTAMI HAZIRLAR MI?
Vakaların çoğunda hamilelik gerçekten selülitin belirmesine neden olur. Çünkü doğumdan önce ve doğumdan sonra meydana gelen hormonal değişimler, gerçek bir dengesizliğin kaynağıdır. Doğumdan sonra selülit biraz azalsa da bir miktar selülit birikimi kalır.
MENOPOZ DÖNEMİ ŞİŞMANLAMA DÖNEMİ MİDİR?
Menopoz döneminde özellikle kiloda fazlalığa doğru belirli bir eğilim vardır. Ayrıca hormonal dengesizlik, vücudun su tutması ve selülit görülür. Psikolojik açıdan, kadın cinselliğindeki değişim ve buna eklenen çeşitli olaylar kadınlarda depresyona doğru bir eğilim yaratabilir. Kadınlar da kendilerini avutmak için genellikle kontrolsüz ve hatta oburluğa varan bir yeme alışkanlığının içine düşerler ve kilo alırlar.
SPOR SELÜLİTİ TEDAVİ EDER Mİ?
Hayır. Sert sporlar, vücudun belirli bir kısmını çalıştıran ve düzensiz yapılan sporlar hiçbir işe yaramaz. Selülite karşı en etkili sporlar tempolu yürüme ve yüzmedir. Fakat tıbbi olarak, bütün sporlar içinde en iyisi jimnastiktir. Bunun bir avantajı da herkes tarafından istenildiği yerde, istenilen zamanda ve şekilde uygulanabilmesidir.
SELÜLİT ÇOK OLDUĞUNDA TEDAVİSİ DAHA MI ZORDUR?
Hayır. Tedavi daha uzun sürer, ama daha güç değildir. Yöntem her zaman aynıdır. Esas zor olan, hastaya kendini sevmeyi öğretmek, harekete geçirmek ve mücadele bilinci kazandırmaktır.
ERKEKLERDE NİYE SELÜLİT OLMAZ?
Erkeklerde selülit olmamasının en önemli nedeni onlarda başka hormonların, özellikle de yağlı hücre oluşumunda hiçbir etkisi olmayan erkeklik hormonunun bulunmasıdır.
SELÜLİT BÜYÜME ÇAĞINDA TEDAVİ EDİLMELİ MİDİR?
Selülit, genellikle büyüme çağında ortaya çıkar. Psikolojik bir sorundan kaynaklanan bir oburluğun sonucu olmadığı halde 14-15 yaşlarında selülit oluşması, hormonal bir düzensizliğin işaretidir. Genç kızlarda selülit oluştuğunda, düşük kalorili bir rejim izlenebilir, spor ve jimnastik yapılabilir ve çok gerekirse mezoterapi uygulanabilir.
ŞİŞMANLIK İLE SELÜLİT ARASINDA NE FARK VARDIR?
Bu ikisini kesinlikle karıştırmamak gerekir. Eğer kişi şişmansa mutlaka selüliti de vardır. Ama selülit cildin derin dokularını bile etkileyen, temelde hormonal kökenli özel bir bozukluktur. Ve bu bozukluk, son derece zayıf kadınlarda bile görülebilir. Fazla kiloların tüm vücuda yayılmasına karşın selülit, bacak, baldır, kol gibi belirli bölgelerde görülür.
SIK SIK KİLO ALIP VERMEKTEN NİYE KAÇINMALIYIZ?
Bazı kimseler sürekli kendilerini kısıtlamaktansa, çok kötü bir görünüş alıncaya kadar yiyip şişmanlar, sonra da bu kilolarını çok hızlı bir şekilde vermeye çalışırlar. Bu sistemin sakıncaları çok fazladır. Bu tür rejimler organizma için zararlı, metabolizma içinse korkunçtur. Ayrıca sık kilo alıp verme, mekanik faktörler nedeniyle cildin kendini bırakmasına neden olur, deride çatlaklar meydana gelir.
GÜNDE 3 LİTRE SU İÇİLMELİ Mİ?
Toksinleri ve zararlı maddeleri vücuttan atmak için, günde ortalama 1.5 litre su içmek gerekir. Ancak bu, herkes aynı miktarda su içecek demek değildir. Çünkü her insanın gereksinim duyduğu miktar farklıdır. Genel olarak içilecek sıvı miktarı kiloyla da ilişkilidir. 100 kiloluk bir kişi fazla zorlanmadan bir günde 3 litre su içebilir. Oysa 40 kiloluk biri için bu miktar fazla gelebilir. Ayrıca, vücutları su tutan kadınlar, içmeye başlar başlamaz şişkinlik meydana gelir. Bu durumda selülitten önce bu rahatsızlığın tedavisi ele alınmalıdır.
Selülit hormonların kadınlara oynadığı kötü bir oyun gibi… Ama uzmanlar mutlak bir çözüm için arayışlarını sürdürüyorlar. Elimizde olan ve olmayan nedenlere bağlı olan selülitin görünüşü ancak radikal çözümlerle kurtarılabiliyor. Selülitin gelişmesini frenlemek için yapılacak şey ise, erken davranmak, hareketli olmak, sağlıklı yaşamak ve dengeli beslenmek…
Genelde uyluğun üst kısmında, bilek ve dizin iç kısımlarında, kaba et ve baldırların arka kısımlarında ve üst bacağın dış yanlarına yerleşerek bacak güzelliğini bozan selülit, tüm sağlık sorunları gibi erken teşhis edildiğinde frenlenmesi mümkün bir sağlık sorunudur. Erken teşhisi kendimiz de yapabiliriz: Oturmuş ve bacaklarımızı uzatmış pozisyondayken cilt iki parmak arasında kıstırıldığında yüzeyde portakal kabuğu gibi girinti ve çıkıntılar oluşuyorsa, bu engebeli arazi selülitin göstergesidir.
Tıbbi olarak selülit üç özellik gösterir:
1 Dayanıklı hale gelmiş bölmeli bir konjonktif yapı, buna selülitik doku deniyor.
2 Su molekülleri ve tuz molekülleri.
3 Selülitik doku içinde hapsolmuş yağ hücreleri, adipositler…
ANA NEDENLER
Gerçi yağ hücrelerinden söz ediyoruz ama, burada şişmanlamaya yol açan fazla kilo olayından farklı bir olayla karşı karşıyayız. Selülit fazla miktarda yağ hücreleri olduğunu gösterir. Ancak bu hücreler iyice semirmiştir. Ayrıca hücreler arası her türlü değişimi engelleyen konjonktif doku kafesinde hapsolmuş, kullanılamaz durumdadır. Şişmanlıkta kişi çok yağlanmıştır ama, düşük kalorili beslenme sonunda yağları kullanılıp bedende eşit bir incelme gerçekleştirilir. Ne var ki selülitli bölgelerdeki sıkışmış yağ kullanılamadığı için bu bölgelerde bir değişiklik görülmez. Yani, selülit bütün zayıflama rejimlerine inatla karşı koyar.
İnsan selülitle doğmaz, genelde erişkin yaşlarda selülit ortaya çıkar. Bu da selülitin hormonal olgulara bağlı olduğunu gösterir. Hormonal düzensizlikler, folikülin hormonu,selüliti yaratan olgular. Östrojenin fazlalığı bir bakıma selüliti tetikler. Bu nedenle menopoz sonrası selülitte zayıflama görülür. Çünkü o zaman organizmada progesteron östrojenin yerini alır.
Selülit kalıtımla ilgili olarak da ortaya çıkabilir. Zira genetik yapımızda yağların nasıl gelişeceği kodlarla önceden belirlenmiştir. Hem anne, hem baba tarafında yağ fazlalığına ilişkin sorun varsa kız çocuğun ilk ergenlik belirtilerinden itibaren, daha sonra da hayatının değiik evrelerinde (gelişim çağı, hamilelik, menopoz) izlenmesi gerekir.
Dolaşım bozukluğu da bir nedendir. Zira selülit ve damar yetmezliği birbirine paralel gider. Zira selülit damarları sarar ve sıkıştırır. BU durum kandolaşımını zorlaştırır ve varişler meydana getirir.
Selülitin ikinci derecede nedenleri: Bunlar çoğu zaman bizim hatalarımızdan kaynaklanan nedenlerdir ve şöyle sıralayabiliriz: Hareketsizlik, stres, kabızlık, dengesiz beslenme…
SELÜLİTİN BAŞLADIĞI DÖNEMLER
1 Ergenlik dönemi: Selülit ovüllerinin belirmesi, cinsel değişimle birlikte ortaya çıkar.
2 Hamilelik dönemi: Bu dönemde anne vücudunda boş kalmış çok sayıda folikülin hormonu birikir ve selülit oluşumuna zemin hazırlar.
3 Menopoz öncesi: Hormonal durumdan dolayı zaten var olan selülit daha da artarak yerleşir.
KESİN ÇÖZÜM
Selülit vücut bakımlarının ana malzemesididr. Gerçekten de çok başında yakalanan bir selülit doku, nedeni anlaşıldıktan sonra, kişi sağlıklı yaşamaya yönlendirildiğinde profesyonel enstitü uygulamalarıyla dolaşım hızlandırılıp yağ dokularının kana karışımı sağlanırsa en azından ilerlemesi durdurulmuş olur. Sadece vücut bakımları da yetmez. Dengeli beslenme, stresten uzak hareketli bir yaşam, bol su ve yeterli uyku ile sinir sağlığını da koruyarak selülitlerin gelişmesini durdurmak mümkündür.
Ancak tamamen ortadan kaldırmanın tek bir yolu vardır; o da cerrahi yöntemlerdir. Yağ emme ameliyatlarında ileri teknoloji ürünü aletler ve deneyimli bir cerahın eli ile yağ dokusunun önemli bölümü alınarak selülitli bölgelerdeki portakal görüntüsü ortadan kaldırılıyor.
Liposhaping Plus cihazı, gıdık, kalça, baldır, bacak arkası, diz arkası ve bel gibi bölgesel yağ dokularını etkili ve başarılı bir uygulamayla gideriyor. İnce kanüllerle yağ çekildiği, lokal anestezi altında sadece sorunlu bölgelere uygulandığı için liposuction a oranla daha zahmetsiz ve güvenli.
Lipo Shaping in diğer yöntemlerden en önemli farkı yağlar alınırken vücudun eski yöntemden çok daha az zarar görmesi nedeniyle kanama ve enfeksiyon olmaması, iyileşmenin çok daha hızlı olması, kişinin hemen normal yaşamına dönebilmesi, emboli riskinin bulunmaması ve en önemlisi yağların çok ince kanüllerle eşit ve rahat biçimde alınmasıyla son derece doğal ve estetik sonuçlar alınabilmesi.
Aslında kışın zorlu bir mevsim olduğu düşünülür. Doğrudur da? Peki yaz, bahar ayları ne kadar zorlar insanı? Herkes kendince bir yanıt verebilir bu soruya elbette.
Ancak, biz ‘zorlar’ diyenlerin sesine kulak verelim. Evet, erkekler çok farkında olmasa da bazen yaz-bahar ayları da bir hayli zorlu başlar kadınlar için. Bir pantolon bir kazak, uzun etekler ve mus çoraplarla kolayca geçiştirebildiğimiz kış aylarının rahatlığı gerilerde kalır. Minisi, bikinisi, mayosu vardır artık, insan neresini saklayacağını şaşırır? Evet, deniz mevsimi başladı mı, çaresizdir kadınlar, kaçarı göçeri yoktur. Bikinilerimizle birlikte aynanın karşısına geçip şöyle arkadan, arkadan selülit kontrolü yaparken buluruz kendimizi. Kışın ‘portakal ağacı’ gelip yerleşmiştir pürüzsüz tenimize?
Anneannelerimizde var mıydı bilinmez, ama selülit son yıllarda o kadar çok adından söz ettirdi ki, onu tanımamak ya da ondan korkmamak mümkün değil. Yaz aylarına doğru yaklaştıkça kadınları daha çok korkutmaya başlayan, varlığını portakal kabuğu görüntüsüyle ortaya çıkaran selülit, modern çağın bir sonucu olarak kabul ediliyor. Hareketsiz bir yaşam ve fast food gibi alışkanlıklarla başlayan, yağlı yiyecekler, asitli içeceklerle tırmanan selülit oluşumu, bir estetik sorunu gibi görünse de aslında bir ‘sağlık sorunu’ diyor hekimler?
Baldırların arkası görünmüyor sanmayın!
Tıp dilinde ‘hidrolipodistrofi’ denilen selülit, derinin alt tabakasındaki yağ dokusunun, bağ dokuları arasında sıkışmasıyla ortaya çıkıyor. Bu da yağların, özellikle kalça ve üst bacak bölgesinde düzensiz ve biçimsiz toplanmasına neden oluyor ve ortaya görmek istemediğiniz kötü görüntüler çıkıyor. Portakal kabuğu görünümünde sadece yağ hücrelerinin suçu yok, aynı zamanda hızlı kilo kaybı ve zayıf bir bağ dokusu da selülit oluşumuna neden oluyor.
Genç-yaşlı, şişman-zayıf ayırdetmeden kadınların yüzde 80′ini yoklayan selülitin yerleşim alanları çok tipik. Uyluğun üst, dizin ve bileğin iç kısımları, kaba et ve baldırların arkası, üst bacaklar ve üst kollar gibi. Selülite zemin hazırlayan çok fazla faktör var. Ancak en çok üzerinde durulanlar, genetik yatkınlık, hormonların etkisi, dolaşım bozukluğu, beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam.
Tedavide krem ve masaj
Selülitin yok edilmesinde krem ve masaj en etkili yöntemler arasında yer alıyor. Kullanacağınız antiselülit kremlerin yanı sıra evde kendi kendinize yapacağınız masajlarla selülite savaş açabilirsiniz. Uzmanlar kontrolünde yaptıracağınız tıbbi masajlar da selülit tedavisinde etkili sonuçlar veriyor.
Kremler: Evde kullanabileceğiniz anti selülit kremler, deriye hemen nüfuz ederek, doğrudan yağ hücrelerini etkiliyor. Bu kremler selülitlerinizi tamamen yok etmese de azalmasını sağlıyor. Antiselülit kremler sayesinde hem pürüzsüz bir cilde sahip olabilirsiniz, hem de yeni selülitlerin oluşmasını önleyebilirsiniz.
Evde masaj: Kremlerin yanı sıra evde rahatlıkla yapabileceğiniz masajlarla da selilütle mücadele edebilirsiniz. Masaja kalçalarınızdan başlayın ve ellerinizle aşağıya ve yukarıya doğru daireler çizin. Daha sonra derinizi sıkıştırmadan baş ve işaret parmaklarınızın arasına alın
ve yoğurur gibi masaj yapın ve bu arada dizlerin iç tarafını unutmayın.
Tıbbi masajlar: Selülit tedavisinin en önemli ayaklarından biri de tıbbi masajlar. Çünkü masaj kan ve lenf dolaşımını harekete geçirir ve dokuların taze oksijen ile dolmasını sağlar. Uzmanlar kontrolünde yaptırabileceğiniz bu tedavinin yaygın olarak kullanılan iki yöntemi var:
Dolaşım masajları: Kan ve lenfatik dolaşıma yönelik. Bu masaj deri altı kan dolaşımını aktive ederek, dokularınızın canlanmasını sağlıyor.
Lenfatik drenaj masajları: Özellikle lenf dolaşımı üzerinde etkili oluyor. Bu masajın hem elle hem de aletle uygulanan şekilleri var. Her iki masaj sonunda da hücrelere bolca oksijen gidiyor ve toksinlerinizin vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor.
Selülite dur demek için
Kadına özgü bu estetik problemde en büyük nedenlerden biri hormon ve kalıtımsa, üçüncü neden yanlış beslenme ve fazla kilolar. “Fazla kiloyu vermeden selülitle savaşmak boş bir çabadır” diyen Dr. Muzaffer Kuşhan, beslenme yanlışlarıyla tırmanışa geçen selülitle mücadelenin yollarını gösterdi.
Günde en az 1.5-2 litre sıvı alınmalıdır. En sağlıklı içecekler; su, soda, ıhlamur, ada çayı, sarı çay gibi doğal ot çayları, sıkma taze meyve suları, sıkma taze sebze suları, ayran.
Şişede, kutuda satılan kola ve meyve suyu gibi konserve edilmiş içecekler, siyah çay, kahve çok az içilmelidir. En iyisi içmemek.
Turşu suyu, sirke, şalgam suyu gibi tuzlu içecekler (tuzlu ayran dahil) asla içilmemelidir.
Hamur işi tatlılar, tuzlular, çikolata, gofret, kakaolu fındıklı tatlılar, bisküviler yenmemeli. Tatlı ihtiyacı az miktarda dondurma veya sütlü tatlılarla giderilmeli.
Yağlı etler, yağlı tuzlu şarküteri (sucuk, pastırma, jambon, sosis vs.) kebaplar, turşular yenmemeli.
Konserve edilmiş ve salamura yapılmış yiyeceklerden uzak durmalı.
Yağ tüketimi azaltılmalı yani günde 60 gramdan fazla yağ alınmamalı ve bitkisel sıvı yağlar tercih edilmelidir.
Beslenme şekli olarak lakto-vejetaryen beslenme felsefesi benimsenmelidir.
Protein kaynağı olarak, süt, yoğurt, peynir fazla alınmamak şartıyla yumurta yenmeli.
Et olarak daha ziyade yağsız tavuk-hindi, balık ve deniz ürünleri tercih edilmeli.
Her yemekten önce çok az yağlı dolu dolu her çeşit salata tercih edilmeli.
Etlerin yanında haşlanmış sebze, ayrıca haftada 5 gün sebze ağırlıklı beslenmeli. Sebzeler, az etli, tavuklu pişirilebilir ve az sıvı yağ konulabilir.
Yürüyün, bisiklete binin, yüzün, dans edin ve sakın kambur oturmayın!
DİK OTURUN
Sürekli yüksek topuklu ayakkabılar giyinmek, yanlış yürümek ya da kambur oturmak, selülitin oluşma nedenleri arasında. Bu gibi durumlar, toplardamarlarda ve lenf damarlarında kanın geriye doğru akışını olumsuz yönde etkiler. Özellikle, yanlış oturma şeklinde iç organların sıkışmasına neden olur. Böylelikle, zehirli maddeler vücuttan çabuk çıkamaz ve atık maddeler dokularda toplanır. Selülit sorununuz olsun istemiyorsanız, dik oturmayı kesinlikle ihmal etmeyin.
YÜRÜMEYİ UNUTMAYIN
Selüliti engellemek için dik oturmak yetmiyor. Aynı zamanda bol bol yürüyüş yapmanız gerekiyor. Çünkü tempolu bir yürüyüş kalça bölgelerindeki kan akışını hızlandırarak, selülitli görünümün azalmasını sağlıyor. Yürüyüş aynı zamanda kalçada biriken yağları eriterek, cildin pürüzsüz bir görünüme kavuşmasına yardımcı oluyor.
GÜNEŞTE KALMAYIN
Fazla güneşte kalmak selüliti artırıyor. Saat 10.00 ila 14.00 arasında güneşlenmeyin. Güneşten koruma etkisi 15′ten yüksek koruyucular kullanın. Güneşlenmek yerine bronzlaştırıcı kremlerden de yararlanabilirsiniz. Daha koyu bir cilt selülitin görünümünü maskeleyebilir.
DANS EDİN
Selüliti azaltabilecek en iyi yol egzersiz yapmaktır. Özellikle haftada en az üç kez 35 dakika sürecek aerobik aktivite yapın. Yürüyün, bisiklete binin, yüzün, dans edin. Daha uzun ve daha sık aerobik aktivitelerinin daha az selülit demek olduğunu hep hatırlayın. Aerobik çalışmalar iyi ve planlı yapıldığında gergin ve formda tutar, kilo verdirir, cilt ve cilt altı yağları uzaklaştırır, genç, gergin ve düzgün bir cilt görünümü sağlar.
Dr. Kuşhan’ın selülitten kurtulma diyeti
KAHVALTI (Her gün aynı)
2 dilim kepek ekmeği, u 2 dilim az yağlı tuzsuz peynir u Domates, salatalık u Taze sıkma sulandırılmış domates, portakal ya da greyfurt suyu, ıhlamur, adaçayı veya sarı çay. u Az miktarda suni tatlandırıcı kullanabilirsiniz.
PAZARTESİ
Öğle: 200 gr. yoğurt, 250 gr. meyve
Akşam: 100 gr. tavuk ızgara (yağsız), bol yeşil salata (az zeytinyağlı, limonlu).
SALI
Öğle: 200 gr. yoğurt. 250 gr. meyve.
Akşam: 100 gr. yağsız tavuk veya dana eti ile hazırlanmış taze fasulye (250 gr.). Az sıvı yağla pişirilecek. Salata sınırsız (limonlu ve az zeytinyağlı).
ÇARŞAMBA
Öğle:Yarım kilo meyve.
Akşam: 100 gr. yağsız tavuk eti veya dana kıymalı semizotu (250 gr.). Az sıvı yağla pişirilecek. Çoban salata (limonlu, az zeytinyağlı).
PERŞEMBE
Öğle: Yarım kilo meyve.
Akşam: 100 gr. yağsız tavuk veya dana etli türlü. Az savı yağla pişirilecek. Karışık salata (limonlu, az zeytinyağlı).
CUMA
Öğle: 4 ceviz içi, 100 gr. tuzsuz çökelekli (lor), sınırsız karışık salata (limonlu). Ceviz veya çökelek yerine yağsız ton balığı da olabilir.
Akşam: Tavuk veya balık ızgara, karışık salata (limon ve az zeytinyağı ile).
CUMARTESİ
Öğle: 4 ceviz içi ve az yağlı tuzsuz lor peynirli karışık salata (limon ve 1 kaşık zeytinyağı ile hazırlanacak).
Akşam: Tavuk veya balık ızgara, karışık salata (limon ve 1 kaşık zeytinyağı ile hazırlanacak). İsteğe bağlı olarak 2 kadeh tatlı olmayan şarap.
PAZAR
Öğle: 50 gr. tuzsuz beyaz peynir, 150 gr. mantar veya 2 yumurtadan hazırlanmış omlet, yanında bol miktarda karışık salata.
Akşam: Çiğ domatesli biberli, kepekli makarnadan salata, üzerine yoğurt. (Makarna haşlanmadan önce bir su bardağı olacak
Selülit, günümüz kadınının asli sorunlarından. İşin tatsız yanı, selülitin baş edilmesi kolay bir problem olmayışı ve fazla kiloyla doğrudan ilişkisi bulunmayışı. Vücutta bir dolaşım problemi ortaya çıktığında selülit oluşuyor. Eğer vücudunuzda selülit varsa, bunun anlamı, vücudu temizleyen lenfatik sistemin, tıkanıklık sebebiyle işlevini tam olarak yerine getiremiyor olduğudur. Eğer selüliti kendinizden uzak tutmak istiyorsanız, beslenmenize dikkat etmek zorundasınız. Bol sebze ve meyve yemek, doğal gıdaları tercih etmek, tahmininizden daha çok işe yarayacaktır.
Uzmanların belirttiğine göre, doğal besinler sistemi temizleyip, toksinlerin atılmasına yardımcı olurken, oluşması muhtemel selülitin de önüne geçebiliyor. Ne kadar çok doğal besin tüketirseniz, sindirim sisteminiz de bunları o kadar çabuk parçalar. Buna karşılık işlenmiş besinlerin parçalanması daha uzun zaman alır ve karaciğerin vücuttan atamadığı bazı atıklar, vücut tarafından tekrar emilip zararlı olmaya başlayabilirler. Fazla miktarda atık birikmeye başladığında, selülit belirtileri de görülmeye başlanır.
Su : Vücudun yüzde 70 den fazlasının su olduğunu hatırlatan uzmanlar, bu sebeple günde en az 2 litre su içilmesi gerektiğini bildiriyor. Yeterince su içilmediği zaman vücudun susuzluk çektiğini ve bunun da selülit birikimine sebep olan etmenler arasında bulunduğunu ifade eden uzmanlar, suyun, aynı zamanda sistemi de temizlediğini kaydediyor.
Alkol: Uzmanlar, alkolün kana çabuk karışıp kanın kimyasını değiştirdiğini, aynı zamanda karaciğer ve böbreklerin fazladan çalışmasına da sebep olduğundan, bunların, atık maddeleri vücuttan atmak için yeterince etkili şekilde çalışamadıklarını vurgulayarak, selülitten kurtulmak için alkolün kesinlikle bırakması gerektiğini belirtiyor. Sigara: Nikotinin oksijeni tükettiğini, vücutta oksijenin azaldığı bölgelerde, hücrelerin işlevlerinin zarar gördüğünü ve dolaşımın bundan olumsuz olarak etkilendiğini ifade eden uzmanlar, “Nikotin hem kirliliğe sebep olur, hem de besleyici maddelerin işlevlerini kaybetmesine yol açar. Sigara kullanımı, vücuda giren C vitamini ve çinkoyu etkisiz kılar” uyarısında bulunuyor.
Kahve: Uzmanlar, kahvenin, besinlerle alınan çeşitli mineralleri, özellikle de demir emilimini engellediğini, ayrıca böbrek üstü bezlerinin daha fazla çalışmasına sebep olduğunu kaydediyor. Böylece, vücudun aslında günlük işleyişi içinde ihtiyacı olmayan adrenalin salgılandığını belirten uzmanlar, bu sebeple bitkisel çayları tercih etmekte fayda bulunduğunu bildiriyor. Uzmanlar, bitkisel çayların besin değeri bulunduğunu, aynı zamanda da tazeleyici olduğunu ve ihtiyaç olan besleyenleri vücuttan çalmadıklarını vurguluyor.
Masaj: Uzmanlar, masajın tek başına selüliti yok etmediğini, ama selülit oluşumunu engellemekte etkili olduğunu hatırlatarak, “Bunun için uzman bir lemfatik masaj masörünün, lenf düğümlerini harekete geçirecek şekilde masaj uygulaması gerekir. Ancak böyle bir programı uygulamaya başlamadan önce doktorunuzla konuşmanızda fayda vardır” önerisinde bulunuyor.
Egzersiz: Yukarıda sayılanlar işler hale getirildiğinde, yapılacak egzersizlerin de, selülit üzerindeki etkisini göstermeye başladığını ifade eden uzmanlar, “Egzersiz, stres atmanıza, vücudunuzun sıkılaşmasına ve şekillenmesine yardımcı olur. Eğer bugüne dek egzersizden veba gibi uzak durduysanız, işe kolay ama hoşunuza gidecek bir spor veya egzersizle başlayın.
Yürüyüşten hoşlanmıyorsanız, bir spor dalı deneyebilir, ya da salonda ter atabilirsiniz. Eklemlerinize fazla yüklenmeyeceğiniz egzersizleri tercih edin, yüzme gibi. Uzun zamandır egzersiz yapmıyorsanız, kendinizi aşırı yormayın” diyorlar. Cildi Fırçalamak: Uzmanlar, doğal kıllı bir vücut fırçası kullanılarak, selülitin olduğu bölgelerin, cilt kuruyken fırçalanıp uyarılabileceğini de belirterek şunları kaydediyor: “Nazikçe fırçalayarak başlayın. Vücudunuz alıştıkça biraz daha güçlü şekilde ovabilirsiniz. Ancak cildi harap etmemeye de özen gösterin.”
|
|
|